abukland

pitik hanım ile yubu bey gururla sunar

We often forget the wonder that we felt as children when the cares of the “real world” have begun to settle on our shoulders. Children are not afraid to pose basic questions that may embarrass us, as adults, to ask. What happens to each of our streams of consciousness after we die; where was it before we were born; might we become, or have been, someone else; why do we perceive at all; why are we here; why is there a universe here at all in which we can actually be? These are puzzles that tend to come with the awakenings of awareness in any one of us — and, no doubt, with the awakening of self-awareness, within whichever creature or other entity it first came


-Roger Penrose: Ch. 10, Where Lies the Physics of the Mind, p. 580

[Flash 9 is required to listen to audio.]

,.

üzerime alındım, üzüldüm, ama kızmadım, kendimi aşağılara çekecek bir hal yaşamadım, bilakis üzüntümle iyi hissettim. sen de öyle dilerdin. teselli mi gerek, yardım mı lazım? sanmıyordum. zaman akan nehir değil işte, öyle ilerlemez. o sıra neler oldu kimbilir. sendeki görüntüyü ancak şimdi -o da belki kısmen- anlıyorum.

tuzağa düşürülmüş gibiyim, haksızlığa uğramış gibi bir his bu. ama öznesi yok bunun. sen yapmadın, ben maruz kaldım. bu snn bnm derdim değil. evet kızamam sana. farklı yerlerde miyiz ki hala? orada sarsılmadan durmadım mı? başaramadım mı? öyleyse ben ne yaptım bunca zaman? bilmediğin, rağmenlere rağmen oradaydım, yine de olmadı mı? yani, olmadıysa olsun diyorum, bitiriyorum.

[Flash 9 is required to listen to audio.]

.,

ben. ben. ben  ben ben. sen aglarken yanına gelen bi adam düşünelim. en çig en ilkel örnegi weriorm. en maddi dünyaya ait örnegi.

sen aglıosun. yanına gelio. nie. teselli etmek yardımcı olmak için. ama sen aglarken bile orda senle fikir çatışmasına tutuşup sana ‘negatif’ bşi olarak yer edinio karşında. sen hani ben aglıorm die gelmştin. hani ben acı çekiorm die. elimi tutmak için gelmiştin.

cokmu alışmışız ‘sınawım kötü gecti.. okulum uzuycak. sewgilimden ayrıldım. borcum war. işte ayşeyle,mehmetle kawga ettim’ menşeli  ‘acılara’.

hangi insan ‘aglayan’ bi insan acısıyla feryat ederken, feryadın bi kısmı kendisine çarptı die zaten aglayan o insana bi parça daha yük olan bi tutum içine girebilir..

ben söliyim.. benim tanıdıgım bütün insanlar. aklım almasada alamasada bu böyle.

we ben insanlara kızamıorum. kızamıorm çünkü tekamülleri henüz ilk basamaklarında.. kızamıorm cnkü bende öleydim bliorum. sende öleydin. hepimiz öleydik. ama hepimiz böyle olucaz. hepimiz o basamakları çıkıcaz. o yüzden kızamam. sen benken, ben senken.. kızamam sana.

ama gözümün önünde tekamül basamaklarında ilerlemesi için hiç bi engel olmayan adamların, hiç yoktan.. yok yere.. inat edip bilakis o basamaklarda gerilemeye başlamasınada izin weremem. bi insanda o anda, o basamakları çıkıcak hamur yogrulmuş, hazır bekliosa, ben o hamurun artık işlenmesi konusunda kendimi mesul görürüm.

anla. anla nolur. herkese diil ama sana kızarım. senin hamurun hazır. ne bu inat. yanlışmı gördüm ben. yanlışmı tahlil ediorum. yoksa senindemi hamurun hazır diil. seni yok yeremi zorluorum. bi basamak daha gelmen için.

bulundugun basamakta biraz dahamı kalman gerekio. bi basamak yukarısı için hamurun hazır diilmi. yanlışmı analiz ettim ben. yanlışmı..

…peki dünya neden dalga desenlerinden değil de, nesnelerden oluşuyor? çünkü tüm duyu organlarımız şu veya bu şekilde mercekler sistemine göre ayarlanmış.

 — Karl Pribram